Sık yıkanan saç daha fazla dökülüyor
Saçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu tabakayı yok ederek saç dökülmesine daha fazla yol açabilir.
Özellikle şampuan seçiminde saçın yağlı veya kuru oluşunun dikkate alınması gerekir.Saçların her gün yıkanması, derideki koruyucu tabakayı yok ederek saç dökülmesine daha fazla yol açabilmekte. Saçlar haftada 2-3 kez ‘pH’ değeri deri yapısına uygun bir şampuanla yıkanmalıdır. Yıkama sırasında sıcak su yerine ılık su tercih edilmelidir.
Saçın jole gibi ürünlere uzun süre maruz bırakılmalı; kurutma makinesi yerine saçları havluyla ya da mümkün olduğunca da doğal yöntemlerle kurutulmasında yarar olduğunu unutmayalım.
“Mevsimsel geçişlere dikkat”
Mevsim geçişlerinde ciltte olduğu gibi saçlarda da belirgin değişikliklerin görülebilmekte.
Sonbahar ve ilkbahar aylarında bu dökülmeler anormal şekilde artabilir. Kış aylarında soğuk kuru hava nedeniyle kuruyan, yıpranan saclar, baharın gelişiyle değişen etkenlerle dökülmeye başlar. Bahar aylarında artan enerji ihtiyacı nedeniyle beslenmeye dikkat edilmeli, protein ağırlıklı besinlerin tüketimine özen gösterilmelidir. B grubu vitamin desteği kullanılabilir, demir, biyotin ve çinko eksikliği varsa takviye edilmelidir.


Yaş ilerledikçe saç tellerimizin beyazlaşması her kişide rastlanan doğal bir durumdur diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Emine Özge Ayabakan, saçların beyazlaması hızlandıran etkenlerin neler olduğunu anlattı.

Zamanla vücudumuzla birlikte saç köklerimizde de zayıflama olur. Saçımızın rengini, melanin pigmenti sağlar. Bu pigmenti yapmakla görevli hücreler olan melanositlerin zamanla sayıları azalır ve saçlarımız beyazlamaya başlar. Sıklıkla 30 yaş sonrası saçlarımızda beyazlaşma başlar. Baba ya da anneden geçen genetik özellikler erken yaşta saçlarımızda beyazlaşmaya neden olur.

Hücrelerin ürettiği hidrojen peroksit, saçın yaşlanmayla birlikte beyazlamasında önemli rol oynar. Hidrojen peroksit, yaşlandıkça saç köklerinde büyük miktarlarda toplanır ve renk pigmenti melaninin sentezine mani olur. Bu oksidatif maddenin birikimi, stres ve genetik faktörlere bağlı olarak artış gösterir.

Stresin, saçların beyazlamasını hızlandırdığı belirlenmiştir. Yoğun stres, vücudun dengesini bozarak saç proteinlerinin yapısında bozulmaya, saçların beyaz olarak çıkmasına neden olur. Sanılanın aksine saç tellerinin koparılması ise beyaz saç miktarını artırmaz.

Güneş ışınlarına maruz kalmak kıl kökündeki pigment hücrelerini hareketlendirir. Deriyi korumak için yüzeye doğru yönelme olur. Bu hücrelerden yoksun kalan kılın, zamanla beyazladığı saptanmıştır.

Saçı boyatmak erken beyazlamasına neden olur mu?

Saç boyatmak da erken beyazlamayı tetikleyebilir. Saç boyamak için kullanılan ürünlerde, renk açıcı maddeler içerir. Bu maddeler saç köklerindeki saça renk veren hücrelerin yapısını bozar. Bozulan bu hücreler saç köklerinden uzaklaşır ve geride renksiz saç kökleri kalır. Erken yaşlarda saç rengini değiştirmek, saçların yapısını da bozacaktır. Saç tellerinde beyazlaşma yoksa saçı boyamamak, ileride saçlarınızın beyazlamasını önlemek için alınabilecek en iyi önlem olacaktır.

Ateşli hastalıklar, hipertiroidi, diyabet, ciddi demir veya vitamin eksikliklerine bağlı kansızlık, yetersiz beslenme sebebiyle de saçlarda çok erken yaşlarda grileşme, beyazlaşmalar görülebilir.

Doğal saç beyazlamasından farklı olarak bir cilt hastalığı olan vitiligo da deriye renk veren melanositler, yaştan bağımsız olarak yok olmaktadır. Vitiligo tedavi edilebilen takip gerektiren bir hastalıktır.

Beyazlığı önleyen ve gideren ürünler gerçekten işe yarıyor mu?

Beyazlık giderici olarak pazarlanan şampuan, losyon gibi ürünlerin bilimsel geçerliliği olmadığı görülmüştür. Stressiz bir yaşam, vitamin ve minerallerin alındığı dengeli bir beslenme saçların beyazlama sürecini yavaşlatabilir. Pantotenik asit, B6, Biotin, E vitaminleri ve çinko, demir, selenyum gibi minerallerin dengeli alımı saç hücrelerinin melanin üretimine yardımcı olur. Bu vitaminleri içeren gıdaları düzenli olarak tüketerek gerekli olduğunda cilt doktoruna danışarak saç beyazlamasını yavaşlatabilirsiniz.Kaynak:hürriyet
Kaşlarınız size neden küser?


Bir noktadan sürekli ve yanlış bir şekilde kaş alındığında, artık o bölgeden kaş çıkmayabilir. Bu durum, halk arasında kaş küsmesi olarak adlandırılır.

Küsen bölge zayıfladığı için kılların çıkması söz konusu olmaz ve kaşınızın şeklini değiştirmek oldukça zorlaşır.

Kaşların küsmesi yalnızca yanlış alımdan kaynaklanmıyor tabi. Uyurken kaşları sürekli ellemek ve yatış pozisyonu gibi sebeplerin yanında stresten dolayı da dökülerek bir daha çıkmaması gibi bir durum da yaşanabilir.


Her kadının hayalidir estetik ve güzel bir vücuda sahip olmak.Giydiklerinin hakkını vermek.Oldukça seksi ve canlı olmak…Tüm bunların gerçekleşmesi için formumuzu korumalıyız.Tabiki çoğu zaman diyet, egzersiz, rejim vs. yapsakta başarılı olmayız.Bunun için kendinizle barışık olmak çok önemli.

Giydiklerinizi kendinize yakıştığını düşünmelisiniz ve sizi olduğunuzdan daha güzel gösterecek kıyafetler seçmelisiniz.İşte bunun için sizlere birkaç öneride bulunacağım.Fazla kilolarınızdan kurtalamıyorsanız bu yöntelerle fazlalıklarınızı saklayabilirsiniz;)

Kiloları Gizlemek İçin



Kalçalarınızı daha küçük göstermek için..

İpek, saten gibi akıcı umaşlı elbiseler vücudunuzdan kayarak dökümlü bir hava verir. Kalın kemer ile vücudunuzu bölerek orantı sağlayabilirsiniz. Ayrıca kolye de dikkat dağıtmak için iyi bir seçim olabilir.

Bacaklarınız daha uzun görünsün..

Natürel ve tek renkte mini elbise bacakları olduğundan daha uzun ve ince gösterir. En önemli nokta ayakkabılar.. Ten rengiyle bütünleşen ayakkabılar sizi daha uzun gösterebilir. Uçuk pembe, metalik ve ten rengi olanlar ideal..

Kıvrımlara dikkat..

A kesimli bir eteği V yakalı bir hırka ile kombinelediğinizde vücudunuz daha orantılı görünür, kıvrımlarınızı da kamufle edersiniz. Eteği yanındaki cepler kalçalarınızı kamufle ederek daha ince bir görünüm sağlar. Üst kısmınız zayıfsa hırkanızı açık renklerden seçerek kıvrımlarınızı orantılayabilirsiniz.

İnce görünmek için..

Skinny jean üzerine uzun, salaş bir hırka daha ince bir görünüm yaratır. Hatta daha uzun boylu görünmeniz sağlar. Kalın kumaşlardan uzak durun. Renk tonlarının birbirine yatkınlığına dikkat edin. Ayakkabılarınız pantolonunuzla aynı renk olsun.

Omuzlarınızı güçlendirin..

Geniş yakalı elbiseler omuzlarınızı daha güzel gösterir. Karpuz kollar ve boyundan bağlı modeller ideal seçimlerdir. Çok tercih etmiyor olsanız da ceket seçimlerini abartılı olmamak şartıyla vatkalı olanlardan yana kullanın. Sivri yakalı ceketler daha havalı bir görünüme sahip olmanızı sağlar.

Göbeğinizi kamufle edin..

Bol bir bluz göbeğinizi gizlemenize yardımcı olur. Üzerinize giyeceğiniz bir blazer ceket ise hem bluzunuzu gösterir hem de modern bir görünüm sağlar. Koyu renkler ince gösterir ancak kahverengi renk sadece ince göstermez aynı zamanda hatlarınızı da gizler.

Kıvrımlarınızı dolgunlaştırın..

Drapeler dolgun görünmeniz için ideal.. Bol drape daha dolgun görünüm demek.. Boynunuza takacağınız bol taşlı bir kolye dikkat çekerek zengin bir görünüm sağlar. Özellikle göğüs kısmınız için içi pedli modelleri tercih edebilir, gece kıyafetlerinde derin dekolte kullanabilirsiniz.
-->

Sakinleşmek için 5 dakikanız var

Gerginliğinizi kontrol altına almanız için yapmanız gereken birkaç öneri

Sakinleşmek için yaptığınız uzun meditasyon seanslarını unutturacak, stresinizi kontrol altına alacak bu öneriler sayesinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

1. Adım: 2 Dakika

Sessiz bir ortamda saatlerce meditasyon yapmanıza gerek yok. Bunu istediğiniz zaman her yerde yapabilirsiniz. Bir yere oturup derin nefes alın, sadece  vücudunuzun  ne hissettiğine odaklanın. Sırtınızı sandalyey iyice yaslanın, ayaklarınızı sağlam bir şekilde yere basın ve kollarınızı iki yanınızda serbest bırakın. Şakaklarınızdan başlayarak gerginliği vücudunuzun hangi bölgelerinde hissettiğinizi anlamaya çalşın. Hiçbir şeyi düşünmeyin ve odaklanın.

2. Adım 30 Saniye

Kendinizi en stresli hissettiğiniz anlar, aynı anda tüm problemlerinizi odaklandığınız anlardır. Böyle zamanlar, çevrenizdeki herkesin sizi kışkırttığını ve sinirlendirdiğini düşünmeniz için ise son derese uygundur. Meditasyon yapmak için oturduğunuzda ' çok stresliyim ve daha az stres sahibi olmak istiyorum' diye düşünüp bunu tekrar etmek yerine, kendinizi konsantre olup zihninizi  boşaltırsanız çok daha kolay ve çabuk sakinleşirsiniz.

3. Adım: 2 dakika

Şimdi derin nefesler alıp verdikçe duygularınızda neyin artıp neyin azaldığına odaklanın. Vücudunuzu rahatlamaya zorlanmayın ve sadece ne hissettiğinizi anlamaya çalşın. Derin nefes alın 10'a kadar sayın ve yaşança nefes verin. Bunu birkaç kere daha tekrarlayın.

4. Adım: 30 Saniye

Son 30 saniyede ise zihninize tamamen özgür kalması için izin verin. Nefes alıp vermeye odaklanmayı bir kenara bırakın ve sadece ne yapmak istediğinizi düşünün. Bu sayede doğal bir şekilde rahatladığınızı ve tüm problemlerinizden uzaklaştığınızı hissedeceksiniz. Bunları bir kere yaptıktan sonra rahatlamak için sadece 5 dakikaya ihtiyacınız olduğunu anlayacaksınız. (iVillage)

Erkekler, evlilik bağıyla bağlanmaktan korktuklarını, tavırlarıyla sergilerler. Erkeklerin bağlanmaktan bu kadar korkmalarının nedenini bir de kendi ağızlarından duymaya ne dersiniz? İste erkeklerin evlilik öncesindeki korkulu itirafları…

Erkekler sorumlulukların ilişkiyi bozacağını düşünüyor! Erkek için evlilik bilgiye dayalı bir tahminler dizisidir. Öte yandan, hepsi olmasa da bazı kadınlar için ise hayat sezgiden ibarettir.

Durumun erkekler için böylesine korkutucu olmasının nedeni de budur. Kadınlar durgun akan nehirde aheste kürek çekerken, erkekler açık denizde bir başlarına kaldıklarını hissederler.

1. O hayati cümleyi duymak: Hastalıkta ve sağlıkta… (Gardiyan gelir, hapishane kapısı kapanır.)

2. Her milletten meyvelerin tadına bakma hayalinden vazgeçmek. (Şahane bir aşk ve şehvet seline kapılıp bir çiçekten öbürüne konmak)

3. “Ya?” kuruntusuna kapılmak. (Ya başka bir kadına âşık olursam?)

4. Boşanmak. (Yanlış ata oynamak gibi)

5. Anne – babanın başarısız evliliklerini tekrarlamak. (ya da anne – babanın mutlu evliliğini tekrarlamak, günün birinde karısına “Meleğim”, “Balım” ya da “Aşkım” diye hitap etmek)

6. Başkanlık mevkiinden ve Eğlence şirketi müdürlüğünden feragat etmek. Sonra da Uzlaşma denen şirketin yönetim kuruluna hesap vermek zorunda kalarak, her kararın günün birinde insanin neşesini kaçıran bir teftişten geçeceğinin tamamen bilincinde olmak.

7. Evcilleştirilen Kocalar Kardeşlik Derneğinin aktif üyelerinden biri haline gelmek.

8. Ezbere bir hayat. (sıkıntı, fazla yüzgöz olma ve sıradanlık)

9. Sükûnet, denetim, bos alan, mahremiyet, bütün gece spor kanalı izlemek, ahbaplarla poker, sigaradan alınan bir fırt, leş kokan spor ayakkabılar gibi nimetlerden feragat etmek.

10. Misafir odasında başlayıp kanepede devam eden erotizmden vazgeçerek düzenli ve renklilikten uzak bir seks hayatına adim atmak.

Aynanın karşısına geçin ve yüzünüze alıcı gözüyle bakın. Sağı ve solu birbiriyle aynı mı görünüyor yoksa bir tarafı daha mı şiş geldi gözünüze?

Ağzınızı açıp kapayın ve bu sırada çenenizin simetrik açılıp açılmadığını gözleyin. Simetri kaybı, bazı fonksiyon kayıplarında ya da rahatsızlıklarda ağır ağır yüzünüze yerleşir. Dikkatli bir izleyici değilseniz farkına bile varmazsınız.

Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın günlük yaşamımızda pek dikkat etmediğimiz ancak genel görünümümüze kalıcı etki yapacak Yüzde Asimetri konusuna dikkat çekti… Yalçın, tek taraflı çiğneme alışkanlığının yüzde asimetriye sebep olduğunu belirterek simetrinin yüz güzelliği ve sağlığı için önemini şu sözlerle anlattı:

"Günümüzde, yüz güzelliği, her yaşta birey için önemli. O sebeple 8 yaşından 80 yaşına kadar dişlerimizin sağlığı, cildimizin sağlığı ile ilgileniyoruz. Dişlerin sağlıklı olmasının yanında güzel bir gülümseme, kişinin kendine güvenini arttıran, sosyal hayatını kolaylaştıran bir etkendir. Simetri, özellikle yüz güzelliği söz konusu olduğunda daha önemli bir konu haline gelir. Dış dünya ile iletişimimiz olan yüzümüzün tam ahengi ancak tam bir simetri söz konusu olduğunda sağlanabilir. Biz diş hekimleri olarak bir kişiyi muayene ederken öncelikle yüzündeki bazı noktaların ve dişlerinin simetrisini değerlendiririz. Kişisel kanım, yüz yumuşak ve sert dokularında simetri sağlanmadıkça, ideal bir gülümseme ve yüz estetiği sağlanamaz."


Tek Taraflı Çiğneme Asimetri Sebebi

Simetri bozukluğunun, genetik, doğumsal, travmatik sebeplerle oluşabileceğini belirten Ortodontist Dr Aylin Sezen Yalçın, yüzümüzde asimetriye sebep olabileceğinden habersiz olduğumuz ve en sıklıkla rastlanan durumun, tek taraflı çiğneme alışkanlığı olduğunu söyledi. Yalçın, tek taraflı çiğneme sebeplerini şöyle sıraladı:

● Ağzın tek tarafında ağrılı, kanamalı iltihaplı bir dişin varlığı,
● Tek tarafta çekilmiş ve yerine protez yapılmamış dişsiz alanlar,
● Alışkanlıklar,
● Yüksek yapılmış yada doğru yapılmamış dolgu yada protezler..
● Çene eklemi rahatsızlıkları

Yalçın sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her ne sebepten olursa olsun, çiğneme tek taraflı olarak yapılıyorsa o taraftaki çiğneme kasımızın hacminde arış olur. Zaman içinde artarak, diğer tarafla arasında belirgin farklılıklar oluşmaya başladığında farkedilebilir.Tıpta prensibimiz, sonucunu bildiğimiz durumların oluşmaması için önlem almaktır. Bu yüzden diş tedavilerimizin ve kontrollerimizin aksamaması, ilerde oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçecektir… Sağlıkla gülümseyin."

Yediklerimiz, çevresel faktörler ve kullandığımız kozmetikler gibi pek çok faktör cildimizin yaşlanmasına neden oluyor. Antioksidan, vitaminler ve omega 3 zengini besinler tüketerek, yaşlanmayı geciktirebilir ve görünüşünüzle yıllara meydan okuyabilirsiniz. İşte, yaşlanma karşıtı besinler...

Yulaf

Kahvaltılar için vazgeçilmez bir yiyecek olan yulaf, içeriğindeki güçlü amino asitler ve E vitamini ile serbest radikallere savaş açar ve cildi güneşin zararlı etkilerinden korur. Ancak yulaf alırken doğal olmasına ve içeriğinde herhangi bir katkı maddesi olmadığından emin olmalısınız.

Greyfurt
C vitamini deposu olan greyfurt, kolajenlerin gelişmesine katkı sağlar ve cilt yaşlanmasını engeller.


Ceviz
Omega3 yağ asitleri bakımından zengin bir yemiş olan ceviz, cildi yumuşatır ve kırışıklıklarla mücadele eder.

Yarım yağlı yoğurt
Yarım yağlı yoğurt, yüksek oranda kalsiyum ve fosfor içerir. Kalsiyum ve fosfor, diş sağlığını korur ve dişlerinizin daha beyaz olmasını sağlar. Yarım yağlı yoğurtlar aynı zamanda kırışıklık ve ince çizgilerin oluşumunu da engelliyor.

Kırmızı üzüm
Kırmızı üzüm, vücutta enfeksiyon ve iltihap oluşumunu engelleyerek cildin sağlıklı görünmesine katkı sağlar. Ayrıca içeriğindeki resveratrol adlı bileşen ile cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korur ve yaşlanmayı geciktirir.
kadin.mynet.com/yasam/saglikli-yasam/22766-yaslanma-karsiti-5-besin.html

Aşağıda ve yukarıda
Bunu sadece güney yönüne bakarak yapabilirsiniz. Eğer bebeği yukarıda taşıyorsanız, pembe kıyafetler hazırlayın. Eğer göbeğiz aşağıdaysa siz bir oğlan çocuğuna hamilesiniz.

Kalp atışı
Muayeneye gittiğinizde doppler’da bebeğin kalp atışlarını dinlerken doktorunuza kalp atış hızını sorun. Efsanelere göre dakikada 140 üzeri kalp atışı kız çocuğuna, 140 altında kalp atışı ise erkek çocuğuna işaret ediyor.

Tatlı ya da ekşi
Her özel günde dondurmaya mı aşeriyorsunuz? Bazı kişiler bunun anlamını, bebeğin kız olduğuna yoruyor. Tuzlu ya da ekşi bir şeyler yemek istiyorsanız o zaman da bebeğin erkek olacağını iddia ediyorlar.

Çin doğum tablosu
Eski çağlara ait bu yönteme göre hamile kaldığınız yaş ve ay, bebeğin cinsiyetini belirliyor. İnternette Çin doğum tablosu diye aratırsanız karşınıza bir tablo çıkacaktır. Deneyin!

Tuvalet zamanı!
İdrarınızı bir kaba yapın bunu doğum öncesi randevularda daha önce yapmıştınız zaten, yabancı değilsiniz değil mi? Bir çorba kaşığı kadar lavabo açıcıyı idrarınıza karıştırın ve meydana çıkan renge bakın. Yeşil, kız bebek, mavi ise erkek demek.

Tek ya da çift
Maya efsanelerine göre bebeğin cinsiyetini annenin hamile kalma yaşı ve yılı belirler. Eğer bunların her ikiside, yani annenin hamile kalma yaşı da hamile kaldığı yıl da çiftse bebek kız olur. Biri çift diğeri tekse bebek erkektir.

Anahtar saklama
Bunu sizin için bir arkadaşınız denemeli. Hamile arkadaşınızın bulunduğu ortamda onun önüne bir anahtar koyun. Eğer anahtarı alt bölümünden tutarsa kız, üst bölümünden tutarsa oğlu olacak demektir. Müjdeyi verebilirsiniz.

Duygularınız
Eğer çılgınca patlamalar yaşıyorsanız nedeni kız bebeğinizdir. Kızların annelerinin güzelliğini alıp götürdüğüne inanılır. Bundan dolayı sinirlerinizin bozulması doğal değil mi? Merak etmeyin, siz hep güzelsiniz.

Yüzüklerin bebeği 
Alyansınızı hareket ettirin. Hala yapabiliyor musunuz? Onu bir ipin ucuna bağlayın. Bel hizanızdan yukarıya asın. Eğer daire çiziyorsa gelecekte bir oğlunuz olacak demektir.

Kusuyor musunuz?
İlk 3 aylık dönemde çok ama çok mideniz bulanıyor. İşaretler kızınız olacağını söylüyor. Sabah bulantıları erkek çocuklarında çok olmaz.


Kadınların yüzde 14'ünün hiç kahvaltı yapmamalarının nedenlerinden birinin de kilo alma korkusu olduğu belirtiliyor. Ancak kahvaltıyı atlayan her 5 kadından 2'si öğlen saatlerine doğru çok acıktığını, yüzde 29'u enerjilerini yitirdiğini, yüzde 15'i ise konsantrasyon güçlüğü çektiğini söyledi. Saçlarımız kahvaltıdan daha önemli Kadınların sabahki en önemli önceliği ise sırasıyla saçını yapmak, duş almak ve o gün giyeceği kıyafetleri seçmek. Erkekler için ise kahvaltı, kadınlara oranla çok daa önemli. Beslenme Uzmanı Azmina Govindji ise sabah kahvaltıyı atlamanın beslenme açısından büyük bir hata olduğunu, kahvaltıyı atlamanın kilo vermeye yardımcı olmadığını hatta aksine kahvaltıyı düzenli yapanların kilolarının diğerlerine oranla daha iyi durumda olduğunu belirtti.
Kaynak kadinvekadin.net
-->




Prof.Dr. Ahmet Turan Aydın, diyabetik ayakta; ayak parmaklarının pençeleşmesi, ayak önü ve topukta anormal basınç yüzeylerinde ülser gelişmesi, ciltte çatlak ve nasır oluşması, ülserden kaynaklanan enfeksiyonun derinleşerek kemik iltihabına neden olması ve parmaklarda kangren gelişmesi gibi sorunlar görüldüğünü belirtti. 

Memorial Lara Tıp Merkezi Ayak Sağlığı Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, tedavinin ilk basamağının, ayakta ciddi sorunlar oluşmadan önlem almak olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Diyabetik ayak tedavisi, uzun süreli takipleri; endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, dermatoloji gibi birçok farklı branşlarla bir arada çalışmayı gerektirir." 

Ayak bakımının, dirençli nasırlar, topuk nasırlarının kadın ve erkekler için önemli olduğunu ifade eden Prof.Dr.Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle yaz aylarında tercih edilen sandalet ve arkası açık topuklu ayakkabılar bu kusurları gözler önüne serer. Bu nedenle yaz mevsimi gelmeden ayaklarında cilt nasırı ve siğili, tırnak batması, tırnak eğrilmeleri olan hastalar; uygun zımpara ve bıçakla bu konuda eğitim almış bir estetisyen tarafından uygun ayak bakımı yaptırmalıdır." 

DOĞRU AYAKKABI SEÇİMİ ÖNEMLİ 

Ayakkabı seçiminin sadece büyüme çağındaki çocuklar için önemli bir karar olmadığını anlatan Prof.Dr. Aydın, şunları kaydetti: 

"Günlük hayatta yerle sürtünmeyi azaltan yani ayak bileğinde, dizde, kalça ve omurgada yüklenmeyi azaltan bir ayakkabının tercih edilmesi ayak sağlığı açısından önem taşır. Yanlış ayakkabı seçiminin ayakta şekil bozukluğuna, anormal stres yoğunlaşması nedeniyle kemik ödemi veya stres kırığına yol açabilir." 

ÇOCUĞUNUZ SIK SIK DÜŞÜYORSA 

Çocuklarının yürüyüşünde içe ya da dışa basma gibi anormallik ile ayakta çarpıklık fark eden anne ve babaların mutlaka bir ayak merkezine başvurması gerektiğini anlatan Prof.Dr. Ahmet Turan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Çocukların ayakkabılarının erken ve hızlı yıpranması, sık sık düşmeleri, bacaklarının ağrıması, uykularından diz, bacak ve bel ağrısıyla uyanmaları; evden dışarı çıkıldığında çabuk yorularak sık sık kucağa gelmek istemeleri bir uzmana danışılması gerektiğinin sinyallerini veren belirtilerdir." 

Kaynak: İHA